İstanbul PERDER, mağaza müdürlerine yönelik olarak düzenlediği konferansla eğitim çalışmalarına devam ediyor.

  • 18.12.2012

2012 yılında başlattığı eğitim atağına her geçen bir yenisini daha ekleyen İstanbul PERDER, Mövenpik Otel’de “Mağaza Müdürleri Konferansı”nı gerçekleştirdi. Numil’in sponsorluğunda yapılan konferansa işletme sahipleri ve mağaza müdürlerinden oluşan yaklaşık 250 kişi katıldı. Eğitmen Ahmet Şerif İzgören, motivasyon konulu konuşmasıyla katılımcılara keyifli saatler yaşattı.

 

 

İnsan hayatında eğitimin önemine inanan İstanbul PERDER, gerek işletme sahibi gerek üst düzey yönetici gerekse alt kadrolara çeşitli konularda eğitimler sunmaya devam ediyor. 2012 yılında başlattığı eğitim atağına her geçen bir yenisini daha ekleyen İstanbul PERDER, Mövenpik Otel’de “Mağaza Müdürleri Konferansı”nı gerçekleştirdi. Numil’in sponsorluğunda yapılan konferansa işletme sahipleri ve mağaza müdürlerinden oluşan yaklaşık 250 kişi katıldı. Eğitmen Ahmet Şerif İzgören,  motivasyon konulu konuşmasıyla katılımcılara keyifli saatler yaşattı.

Programın açılış konuşmasını yapan İstanbul PERDER Başkanı İhsan Biçen, eğitim konularında çok ciddi projeleri hayata geçirdiklerini belirterek, PGP ve kısa bir sure sonra hayata gececek olan PERDER Akademisi çalışmalarının bunların en önemli ayağı olduğunu söyledi. Biçen, “Rekabetin arttığı, kârlılığın azaldığı bir dönemde, sürdürülebilir bir başarıyı elde edebilmek için son derece verimli çalısmalar yapmak zorundayız. Sınırlı kâr paylarıyla, en düşük kaynak ile en fazla çıktıyı elde ederek, rekabeti sürdürebilmek, büyüyebilmek ve kârlılıklarını arttırabilmek için mevcut kaynakların etkin bir sekilde kullanılması ve  verimli calisma kosullarinin saglanmasi hayatı önem taşıyor. Bizim en büyük kaynağımız insan, yani sizlersiniz. Calisan verimliliği en çok üstünde durmamız gereken konuların basında gelir. Mağazalarımızın verimli bir şekilde yönetilmesi aynı zamanda hizmet ettiği kesime sağlayacağı kaliteli ve düşük maliyetli hizmeti, karlılık sonucu edeceği karlılığın çalışanlarıyla paylaşması dolayısıyla da ülke ekonomisine kazandıracağı katkılarla bir bütünlük içerisinde değerlendirmek gerekmektedir. Verimlilik bu sayede toplumsal ilerleme, sosyal gelişme, bireysel mutluluk ve yaşam standardının artmasıyla beraber ülkesel düzeyde ekonomik kalkınmanın temelini oluşturmaktadır.”dedi.

Asıl önemli sürecin mevcut insan kaynağı ile en yüksek verimi elde edebilecek mağaza iş ortamlarını oluşturmak olduğunu vurgulayan Biçen, sözlerine şöyle devam etti: “Bu açıdan bakıldığında bir mağazanın çalışan verimliliğinin üst düzeylere gerçekleştirilebilmesinden ilk önce sorumlu olan kişinin mağaza yöneticisi olduğu unutulmamalıdır. Kısaca bir mağazanın verimi düşükse bundan ilk önce mağaza yöneticisi sorumludur. Mağazanın verimliliği ve karlılığı onun etkin yönetilmesine bağlıdır. Bir mağazanın çalışan verimliliğinin artırılabilmesi ancak insan kaynakları yönetimi süreçlerinin mağaza içerisinde uygulanması ile sağlanacaktır. Yani takım ruhu ile çalışmanın sonucunda ortaya çıkacaktır.”

 

Türkiye’de sağlıklı nesillere daha çok etki edebilmek için çalıştıklarını söyleyen Numil Genel Müdürü Gamze Çolakoğlu, Türkiye’deki bebeklerin yüzde 56’sında demir eksikliği olduğunu bildirdi. İki çocuğu olanlardan bir tanesinde yüzde 90 ihtimalle demir eksikliği görüldüğünü kaydeden Çolakoğlu,  yüzde 30 oranında da D vitmini eksikliği yaşandığına değindi. Çolakoğlu, bunlarla bağlantılı olarak da bebeklerin yüzde 16’sında da gelişim geriliği olduğunu ekledi.  Çolakoğlu, “Bunlar çok yüksek ramkamlar. Mesela Almanya ile kıyaslayalım; Almanya’da demir eksikliği bebeklerde yüzde 6. Dolayısıyla sizlerle bu katagoriyi büyütmek için yapacağımız her şey, bir bebeğin daha sağlığına etki edecek. 2009’dan beri tam 650 bin bebeğin hayatına etki ettik. Şu an 650 bin bebek daha sağlıklı besleniyor. 2009’dan beri Numil olarak ciromuzu tam iki kat büyüttük. 2017’ye kadar da dört kat gibi bir büyüme hedefliyoruz. Sizlerin de destekleriyle bir bebeği daha sağlıklı beslemek için çaba sarfedeceğiz.”dedi. Konuşmanın ardından İstanbul PERDER Başkanı İhsan Biçen, günün anısına Numil Genel Müdürü Gamze Çolakoğlu’na plaket takdim etti.

Markalarımız annelerin çocuklarını yanlış besleme alışkanlıklarıyla savaşıyor aslında diyen Aptamil Pazarlama Müdürü Gülşah Uysalbunları değiştirmeye çalışarak kategoriyi büyütmeyi hedeflediklerinden söz etti. Milupa Aptamil’in görevinin, annelere doğru anne sütü miktarını öğretmek olduğunu söyleyen Uysal, smzlerine şöyle devam etti: “Çünkü Türkiye, dünyada anne sütü verilmesiyle örnek bir ülke. En yüksek, en yayagın anne sütü tüketiminin olduğu ülke. Hatta 12.aya kadar annelerin yüzde 65 anne sütü vermeye devam ediyor. Anne sütünü doğru miktarda vemek gerekiyor. Bebeklerin, her gün yarım litre anne sütü alması gerekiyor. Miliupa, bunun misyonunu üstlenmiş durumda ve tüm sağlık personeline, annelere bunu öğretiyor. Bebelak ise, erken inek sütü tüketimini engelleyerek daha fazla eve ulaşma hedefini sürdürüyor. Dolayısıyla iki markamız da sağlıklı nesiller için çalışıyor.”

Bebek mamasının özel bir kategori olduğuna dikkat çeken Kategori ve Kanal Geliştirme Müdürü Nihan Ergen, ortalamama bir bebek maması alışverişçisinin yüzde 40 daha fazla alışveriş yaptığını dile getirdi. Bir alışverişçinin, bebeği olduktan sonra yüzde 38 oranında değiştirdiğini ifade eden Ergen, alışverişçinin özellikle aradığı ürünü rafta bulamadığı zaman mağazayı terk ettiğine vurgu yaptı. Ergen, “Avrupa’da yapılan son araştırmaya göre, bebek maması kategorisi geçmiş üç yılda büyümesi ve önümüzdeki beş yılda sağlayavcağı büyümeyle birlikte tüm paketli gıda ürünleri kategorisinde en hızlı büyümesi beklenen kategori. Bu durum Türkiye’de de benzer şekilde gerçekleşiyor. Hızlı tüketim malları kategorileri içerisinde en hızlı büyüyen kategori bebek maması. Toplam bebebk maması yüzde 24’lük büyüme ile hızlı tüketimin lokomotiflerinden biri.

Programın sonunda Eğitmen Ahmet Şerif İzgören, motivasyon konulu bir söyleşi gerçekleştirdi. İzgören, teknolojik gelişmelere paralel olarak bilginin kitleler ne kadar hızlı ulaştığına değindi.  İzgören, “Bilgi çağına geçiş aşamaları diye birkaç tane maddeden bahsedeceğim. İnternetin devreye girişi 1990, Google’ın kuruluşu 1996, Facebook’un kuruluşu da 2003. Bunlar teknoloji alanındaki evrimler. İnsanlık tarihinden 1950’li yıllara kadar üretilen bilgi, 2000 yılına girildiğinde iki kat üretildi. Şu anda her iki günde bir daha fazla blgi üretiyor insanlık. Bu ürünlerin 50 milyon kullanıcıya ulaşmaları ne kadar sürdü? Radyo 38 yılda, internet 4 yılda, facebook 2 yılda, google 6 ay içerisinde 50 milyon kişiye ulaştı. Hayal etmek bilgiyi ezberlemek değil, hayata başka türlü bakmaktır”

Edinilen bilginin farklı yorumlandığı takdirde başarıyı da beraberinde getirdiğine değinen İzgören, durumu birkak örnekle açıkladı: “Bir tane besteci kirasını ödeyemez ev sahibi gelir kapıyı çalar. Ama kapıyı çalışı hep aynıdır. Besteci korku içerisinde yaptığı besteyi çıkar sarayda çalar. Bu besteci Beethoven’dir. Beste de 9.Senfoni. Dını nııı nııı diye başlar. Bakın Beethoven, kapıyı çalma sesini alır nereye götürür. Hüseyin Haki Efendi, Disneyland’ı hayal ediyor ve Disneyland bitmeden ölüyor. Basın toplantısında kardeşine basın mensupları soruyor; kardeşiniz Disneyland’ı göremeden öldü, üzgün müsünüz diye. Kardeşinin verdiği cevap şöyle; abim hepimizden önce gördü orayı.

Bizdeki dükkanlar bakın. Sabah geleceksin dükkâna. Çayı, poğaçayı söyleyeceksin. Müşteri bekleyeceksin, sonra işler devam etsin. İhtimali yok. Ortaklıkların yüzde 90’ı birinci yılda batmış oluyor, şirketlerin yüzde 80’inin yaşama ömrü 5 yıl. Türkiye’de bakıldığında 100 yıldan uzun yaşayan şirket sayısı 24. Senden sonra yaşayacak mı? Senden sonra yaşayacaksa övünebilirsin. İşler çatır çatır yürüyor. Bugün patron sandığımız adamlar üç gün dükkândan dışarı çıkamıyor. Bayram tatili yapamıyorsun. Geleceğe bakmak başka bişey.

Benim annem yıllardır aynı yerel marketten alışveriş yaparken, son bir yıl içerisinde değiştirdi marketini. Niye dedim? Annem çok yaşlı 75 yaşında. Oğlum dedi, bir market açıldı. Biz yaşlılar torbayla çıktığımızda görevli çocuklar eve kadar torbayı götürüyorlar. Civardaki tüm yaşlılar oraya gidiyorlar dedi. Ben de artık o yerel markete gidiyorum anneme hürmet gösteriyorlar diye.

Geleceğini şimdiden planlaman şart. Sen geleceğini planlamıyorsan, başkası senin için planlıyor. “

Konferans kapsamında Numail tarafından düzenlenen yarışma ile birinci olan Sarıyer Marketleri’nden Oğuz Kutluay’a laptop, ikinci olan Hakmar Marketleri’nden Uğur  Göktem fotoğraf makinesi, üçüncü olan Sarıyer Marketleri’nden Didar Bayıroğlu’na MP3 çalar hediye edildi.

 

Programımıza katılım sağlayan öncelikle üyelerimize ve mağaza müdürlerimize teşekkür ederiz.

 

 

HABER ARŞİVİ