PERAKENDEDE AKADEMİK ATAK

İstanbul Perder Akademi'nin çalışmalarını ve hedeflerini İstanbul PERDER Başkanı İhsan Biçen ile konuştuk

 

İstanbul PERDER Akademi’nin oluşum sürecini anlatır mısınız?
2006 yılında PERDER’in kurulmasından sonra farklı alanlarda farklılık yaratacak pek çok projeye imza atıldı. 2012 yılında ise arkadaşlarımızın öngörüsü ve güveniyle İstanbul PERDER’e başkan oldum ve yönetim kurulundaki ekibimin de gücü ve desteğiyle sektörü daha ileriye taşımak için neler yapabileceğimizi düşünmeye başladık. Bu düşünceler sonucunda gördük ki hangi sorunu düzeltmeye çalışırsanız çalışın, esasında bu geçici bir çözüm olmaktan öte bir şey olmayacak. Verimsiz çalışma, müşteri memnuniyeti ile ilgili sorunlar, satın almada olabilecek sorunlar, lojistikteki sorunlar. Bunların hangisini ele alırsanız alın, aslında hepsinin kökten çözümü eğitim… Çünkü bizim işimiz insanla… Bizler perakendeciyiz ve ne kadar ileri teknoloji kullanırsak kullanalım, insan faktörü işimizdeki en önemli konu. Dolayısıyla ancak insana değer verip, çalışanlarımızı yeterli donanımına kavuşturduğumuzda gerçekten kalıcı bir adım atmış olacağız. Eğitimle ilgili bugüne kadar pek çok çalışma gerçekleştirdik ancak sektörün geleceği için yeni bakış açılarına ve özellikle de sürdürülebilir çalışmalara ihtiyacımız var. Bu sürdürülebilirliğin de yönetimlerde görev alan kişilerin özverisi ve tercihleriyle değil, bir sistem dahilinde ayrı bir süreç olarak ele alınarak olabileceğinin farkındayız. İşte bu bilinçle İstanbul PERDER Akademi’yi (İPA) hayata geçirdik.

“Önce mesleki eğitim sonra liderlik”

İPA’da uygulanan sistemi anlatır mısınız?

İPA ders programı, yeri, zamanı belli bir şekilde,  “Perakendecilik Okulu” ve “Yöneticilik Okulu” olmak üzere iki bölümden oluşuyor. “İPA Perakendecilik Okulu”nda meslekle ilgili operasyonel bilgiler veriliyor. “İPA Yöneticilik Okulu”nda ise asıl olarak liderlik eğitimi yani bir ekibi yönetebilmek ile ilgili bilgiler verilecek. Perakendecilik Okulu’ndan mezun olanlar Yöneticilik Okulu’na geçmeye hak kazanıyor. Akademi’deki hocalarımız halen özel sektördeki firmalarımızın eğitim birimlerinde çalışanlardan veya sektörde uzun süredir hizmet veren tecrübeli bağımsız eğitimcilerden de olabiliyor. Çok farklı kaynaklardan yararlanarak her eğitim dönemi için en yararlı eğitimci kadrosunu oluşturmayı hedefliyoruz. Bugüne kadar eğitimlerimize destek vererek eğitimcilerini gönderen Unilever, Coca Cola Numil, Hayat Kimya, Danone-Hayat Su, Evyap firmalarına teşekkür ediyoruz. Müfredatın oluşturulmasındaki desteklerinden dolayı Numil Satış Eğitim Müdürü Esat Kocager’e ayrıca teşekkür ederiz.

Müfredatı neden perakendecilik ve yöneticilik diye ikiye ayırdınız?
Bunun nedeni öğrencilerin aldığı verimi en üst düzeye çıkarmak. Çünkü mesleği bilmek ayrı şey, liderlik yapabilmek apayrı bir şey… Liderlik yapabilmek için mesleği bilmek gerekir ancak her mesleği bilen liderlik yapamaz. Dolayısıyla mesleğin detaylarını, teknik analizleri, verilere dayalı uygulamaları anlatırken aynı anda liderlikle ilgili vizyoner konulara girmek doğru değil. Bu şekilde karışık bir eğitim müfredatının verimli olacağını düşünmüyoruz. İPA’da katılımcıların Perakendecilik Okulu’nu bitirip mesleğe tam olarak hakim olduktan sonra işin ileri boyutu olan liderlikle ilgili eğitim müfredatını alarak tam donanımlı bir hale gelmesini istiyoruz.

“PERDER ruhunu yöneticilerimize anlatıyoruz”

Perakendecilik Okulu’nda neler anlatılıyor?
Öncelikle PERDER anlatılıyor. Bu çok önemli… Biz PERDER’in sosyal etkinlikler yapılan bir patronlar kulübüne dönüşmesini istemiyorsak profesyonel yöneticilerimizi de bu işin içine katmak zorundayız. Onlar da PERDER’in temsil ettiği değerleri, neden Türkiye için önemli olduğunu, istihdam için, ekonomi için, KOBİ’lerin varlığını sürdürebilmesi için yerel zincirlerin neden gelecekte var olması gerektiğini öğrenmek zorunda. Ancak bunu öğrendikleri zaman aslında ne kadar önemli bir yapının parçası olduklarını ve ülke adına ne kadar önemli bir iş yaptıklarını anlayabilecekler. Bugüne kadar bunun eksikliğini hissettik. Biz firma sahipleri olarak bir araya geliyoruz ama ekiplerimiz olanların bilincinde değil. İPA’da profesyonel yöneticilerin bu bilinci almasının çok ama çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bunun dışında müfredatta en önem verdiğimiz konu perakende matematiği. Örneğin bizlerin mağaza müdürlerinin kaç tanesi mağazasının karlılığını doğru hesaplamayı biliyor. Çoğunluğu sadece ciroyu artırmayı önemsiyor. İPA’da mağazanın gelir gider dengesi, kârlılık, verimlilik anlatılıyor. Alan yönetimi anlatılıyor. Kategori yönetimi anlatılıyor. Müşteri memnuniyeti ve doğru satış teknikleri anlatılıyor. Genel olarak sahaya dönük bütün konularda eğitimler veriliyor.

Perakendecilik Okulu’nu bitirip Yöneticilik Okulu’na geçtikten sonra eğitim müfredatı nasıl oluyor?
Yöneticilik Okulu’nda eğitim daha başka bir safhada. Burada zaman yönetimi, stresle baş edebilme, problem çözme teknikleri, takım çalışması, müzakere ve ikna becerisi, kişisel gelişim, etkili iletişim, planlama gibi başlıklarda eğitim veriliyor. 

“Mezunlarımız üniversite diplomalı olacak”

İPA’dan mezun olmak için neler gerekiyor?
Mezun olmak kolay olmayacak, eğitim programının sonunda hem yazılı bilgi hem de bir projeyi içeren uygulamalı iki sınav olacak. Yazılı sınav dönem boyunca gördükleri eğitimlerin sınanması niteliğinde… Proje ise bu öğrendiklerini uygulamaya geçirmekte ne kadar başarılı olduğunu test edecek. Bu iki aşamada başarılı olanlar Bilgi Üniversitesi’nden sertifika alacaklar. Şu anda 60 kişilik ilk öğrencilerimiz Perakendecilik Okulu’nu bitirdi ve Yöneticilik Okulu’nda geçtiler. Mezuniyet tarihleri yaklaştı. Bu programı bitiren ve üniversite sertifikasını alan mezunların ben sektörde ciddi bir değer yaratacağına inanıyorum. Hem kendi kariyerleri adına çok önemli bir gelişim hem de çalıştıkları kurumlar için çok önemli bir artı değer olacak. Mezun olduklarında da güzel bir mezuniyet töreni düzenleyeceğiz ve üniversite onaylı başarı sertifikalarını vereceğiz.

Sektörde sirkülasyon yoğun olduğu için patronların “çalışana eğitim veriyorum ama ya başka firmaya giderse” şeklinde bir düşüncesi var. İPA mezunları önemli bir donanıma sahip olacak. Bu konuda bir size iletilen bir endişe var mı, siz ne düşünüyorsunuz?
2006 sonrası PERDER ile birlikte bu önyargıyı bir ölçüde kırdık ancak hala böyle düşünen firma sahiplerimiz var. Bu anlayış bir kısır döngüyü beraberinde getiriyor. Daha alt düzeyde çalışan çok genç çalışanlarımızda yaşadığımız sirkülasyonun bizim elimizde olmayan başka sebepleri var. Bunların en başında çalışma saatleri ve tatil günleri geliyor. Bu ancak yasal düzenlemeyle olacak bir şey. Ancak askerliğini bitirmiş, ailesini kurmuş ve artık perakendeciliği bir meslek olarak benimsemiş profesyonel kadrolardaki sirkülasyonun tek nedeni kalifiye çalışan sıkıntısı. Herkes işi bilen, yetkin yönetici aradığı için sürekli firmalar arasında geçiş oluyor. Fakat bu nereye kadar sürecek? Bu herkesin sıkıntısı ise ve hepimiz rahatsız oluyorsak bunu engellemenin yolu eğitimden korkmak değil tam tersine sektördeki profesyonel havuzunun toplam kalitesini yükseltmektir. Bu toplam kalite yükseldiğinde ve her firmanın ekibinde kaliteli profesyoneller olduğunda, doğal olarak sirkülasyon azalacaktır. Bu işin doğru mantığı budur. Dolayısıyla birkaç dönem sonra İPA’dan mezun olmuş profesyonel sayısının artması ve her üyemizin ekibinde birkaç tane İPA mezunu bulunması, arz talep dengesini makul hale çekeceği için sirkülasyon riskini otomatik olarak azaltacaktır.

 

“Türkiye çapında yaygınlaştırmayı hedefliyoruz”

İstanbul Perakende Akademisi ile ilgili geleceğe dair vizyon nasıl?
İstanbul Ticaret Odası ile görüşmelerimiz sürüyor. Destek alabilirsek sınıf sayısını artırmak istiyoruz. Yoğun bir talep var. Bu talepten dolayı İstanbul PERDER üyesi firmalarımıza da teşekkür ediyorum. Biz şu anda İPA’yı bir pilot çalışma olarak değerlendiriyoruz ve amacımız bunu Türkiye Perakendeciler Federasyonu bünyesinde bütün Türkiye’ye yaymak. Bu amaçla ilgili de sektörümüzün değerli akademisyenlerinden Yılmaz Pekmezcan’ı görevlendirdik. Çalışmanın bütün Türkiye’ye yayılmasından sonra nihai hedefimiz bu projeyi bağımsız bir üniversite haline getirmek.

Bütün bu anlattıklarınız ışığında İPA’nın sektörün geleceğini şekillendirmek ve geliştirmek adına taşıdığı öneme dair mesajınızı alabilir miyiz?
Perakende sektörünün içinde yerel ve yerli zincirler olarak rekabeti başarıyla sürdürerek bugünlere geldik. Bizlerle ilgili “kalıcı olmayacaklar” şeklinde sonuç çıkaran bütün araştırma şirketlerini yanılttık. Fakat şu anda tekrar bir dönüm noktasına girdik. Bundan sonra işler artık daha zor. Yerel zincirlerin artık gündelik, temel, basit problemlerini aşarak çıtayı daha üst düzeyde bir yere çıkarma vakti geldi. Bunu yapabilmek için gerekli özgüvene, inanca, çalışkanlığa, tecrübeye, teknolojiye sahibiz. Eksik olan şey ise bizi bu noktalara götürebilecek profesyonel insan gücü. Bizler patronlar olarak hem profesyonellere olan bakış açımızı değiştirmeli, onlara güvenmeyi öğrenmeliyiz hem de aynı zamanda bu güveni boşa çıkarmayacak insanlar yetiştirmeliyiz. Günlük, aylık veya yıllık kendi içimizde hangi planları yaparsak yapalım asıl olarak uzun vadede kalıcı olmak adına hepimizin ortak paydası ve amacı bu olmalı.